Browse By

Knidos-Bozukkale yelken macerası

Knidos ile Bozukkale arasında bir yelken turuna var mısınız? Kısa gibi görünse de bu rota içinde öyle yerler barındırıyor ki her durakta bir kez daha yaşadığınızın farkına varıyorsunuz.

Güzel ülkemizde en sevdiğim sahiller KnidosBozukkale arasında. Bu rota, kısa gibi görünse de kendi içinde o kadar farklı yerler barındırıyor ki. Hisarönü Körfezi zaten kendi başına bir başyapıt. Bir ucunda Knidos diğer ucunda Atabol Burnu. Her iki yakasında gidilecek pek çok yer var. Knidos’taki antik harabeleri gezip, balıkçıdaki özel lezzetleri tattıktan sonra Palamutbükü, Datça, Aktur, Bencik Koyu sahilleri boyunca tekneyle gezmenizi, pırıl pırıl sularda denize girmenizi ve yol üstünde bulunan mağara şeklindeki birkaç girintiyi keşfetmenizi tavsiye ederim. 

Knidos Tiyatrosu

Knidos Tiyatrosu

Daha sonra yolunuz muhteşem D-Hotel Maris‘e varıyor. Bu arada, otele gelmeden önce mutlaka arayıp tekneyle giriş yapmak istediğinizi bildirin. Volkanik kayalara oturtulmuş bu çok özel otel kendinizi şımartmanız için birebir. Otele vardığınızda sınırsız servis anlayışı içerisinde isterseniz farklı koylarından birinde dinlenebilir isterseniz spasından yararlanabilirsiniz. Zira yelkenle uzun bir yolculuktan sonra iyi bir masaj gibisi yoktur. 

D-Hotel Maris

D-Hotel Maris

D-Hotel Maris’ten demir aldıktan kısa bir süre sonra Orhaniye Koyu’na varılır. Bu koy, olumsuz hava şartlarına karşı güvenli bir liman olmasının yanında ünlü Kızkumu Plajı’nın da bulunduğu yer. Ayrıca Martı Marina, sunduğu hizmetleri ile modern marinacılık anlayışına yeni bir standart getirmiş durumda. Teknenizle ve yolculuğunuzla ilgili her türlü ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz Martı Mariııa’nın en güzel yanı da güler yüzlü, yardımsever personeli. Dahası bu marina öyle bildiğiniz marinalara benzemiyor, içinde çok özel bir butik oteli var. Otel Hemitea, çok şık tasarlanmış. Süit odalarının balkonlarında havuz ve jakuziler mevcut. Orhaniye Koyunun girişini kuş bakışı bir manzara ile gören otelin aynı zamanda çok iyi bir spa’sı da var. Mistral Restoranın Okan Bey tarafından hazırlanan Asya mutfağı lezzetleri ile harmanlanmış menüsü ise gerçekten denemeye değer.

Orhaniye Koyu

Orhaniye Koyu

Bölgenin en korunaklı koylarından Orhaniye‘den sonraki durak tabii ki Selimiye. Bölgenin en büyük ve korunaklı koylarından biri olan Selimiye, sahil şeridi boyunca uzanan restoranları, abartısız ve şirin butik otelleriyle çok sevilen bir yer. Burada yüzmek (girişindeki sığlıklar) ve dalış yapmak için çok güzel noktalar da mevcut. Selimiye Dalış Merkezinin turları ile tüple dalış eğitimi alabilir, bölgenin sualtı zenginliklerinin tadına da varabilirsiniz. Selimiye’den çıkıp Bozburun‘a doğru ilerlerken, Kameriye Adası’nda durup manastır harabesini gezmenizi, sonrasında kendinizi serin sulara atmanızı tavsiye ederim. Buradan sonra Kocabahçe Koyu‘nda gecelemek isterseniz teknenizi oradaki iskeleye bağlayabilir ya da Alarga‘da demir atıp bu sessiz koyun tadını çıkarabilirsiniz. Koyun dip tarafında iki tane restoran mevcut. İkisi de kendine has lezzetler sunmakta. Kocabahçe Koyundan sonra Dirsekbükü geliyor, burada da demirlemek ve yöresel lezzetleri tatmak mümkün.

Atabol sığlığına dikkat! Sonrasında Atabol Burnunu dönüp Bozburun‘a doğru yola devam edebilirsiniz. Yalnız buradan geçerken Atabol sığlığına dikkat edin. Deniz sakinse keyifle denize girip bu kayalığın etrafında yüzebilirsiniz. Bozburun’a doğru yolunuza devam ettiğinizde ya Kızıl Adanın kuzey tarafındaki sığlıktan giriş yapın ya da teknenizin derinliği üç metrenin üzerindeyse adanın güney tarafından Bozburun Koyu’na girin. Bozburun’da konaklayabileceğiniz pek çok alternatif var. Hemen hemen her havaya kapalı olan koyun Kiseli Adası tarafında kalan ve Adaboğazı adı ile anılan bölgesi genellikle yatçılar tarafından tercih edilen bir yer. Plajı, antik harabeleri ve merkeze botla gidilecek mesafede olması da bu bölgeyi çok cazip kılıyor.

Formula 40 tekneleriyle yarış heyecanı! Bozburun’a uğradığınızda Yat Kulübü’ne de mutlaka gidin. Burada harika bir gün batımı seyredip çok lezzetli yemekler yiyebilirsiniz. Ayrıca kulübe ait Formula 40 tipi yarış tekneleri ile heyecanlı bir yelken deneyimi yaşayabilirsiniz. Bozburun köy merkezi ve Adatepe mevkii birbirinden güzel butik işletmelere de ev sahipliği yapıyor. Hemen yanındaki koy Söğüt ise yarım saatlik mesafede. Burada da taze deniz mahsulleri yiyebileceğiniz birçok güzel restoran mevcut. Koyun en dibindeki Ahtapot Restoran benim favorim. Söğüt’ten çıktıktan sonra Symi‘ye de mutlaka uğrayın. Yunan Adaları içerisinde belki de en güzeli Symi. Etrafındaki koyların masmavi sularında denize girip gününüzü geçirdikten sonra limanda gidebileceğiniz birçok restoran da var. Tabii Symi’nin olmazsa olmazı Manos Taverna’da da bir gece eğlenmek lâzım. Ama ne eğlence! Bazı geceler kırılan tabaklar yüzünden restoranın önündeki yol geçici bir süre trafiğe kapanıyor. Symi’yi de dümen suyumuzda bıraktıktan sonra Bozukkale Antik Limanı’na uğramak lâzım. Eski çağlardan bu yana kâh donanmalar kâh korsanlar kullanmış bu doğal ve korunaklı limanı. Girişindeki kale harabeleri görülmeye değer. Girişte yer alan Mustafa’nın Yerine de mutlaka uğrayın. Sailor’s House‘un da sizi güler yüz ve taze lezzetlerle karşılayacağından emin olabilirsiniz.

EDHEM DİRVANA

Tweet about this on TwitterShare on FacebookPin on PinterestShare on TumblrShare on Google+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir